Geçtiğimiz Ağustos ayında açılan ve permakültür ilkeleri gözeterek oluşturulmuş, sürdürülebilir işletme modelini esas alan Gümüşsuyu'ndaki Ek Biç Ye İç'in hikayesi:
Permakültür Tasarımcısı Didem Çivici ile Kendi Kendine Yeten Balkon Eğitimi 15 Kasım 2015 Pazar günü 16 katılımcıyla Çivici'nin Feneryolu'ndaki evinde gerçekleşti. Çivici, eğitim kapsamında katılımcılara permakültür ilkelerini, kompost yapımını ve kendi kendine yeten balkon tasarlamayı anlattı.
Kendi Kendine Yeten Balkon Eğitimi; insanı gözetme, dünyayı gözetme ve enerji fazlasını vakfetme olan permakültür ilkelerinin anlatımı ile başladı. Para, zaman ve sevgi fazlasını paylaşmak yerine tüketmek ve depolamaya alışkın olan insan için kendi kendine yeten balkonun anarşist bir hareket bir hareket olduğu vurgulandı. Maddi ve manevi bir ihtiyaç olarak balkonculuğun ön plana çıkması insanları parklara bağımlı olmaktan kurtaracağını söyleyen Eğitmen Didem Çivici daha sonra balkonun hayatımıza kattığı değerlerden bahsetti.
Balkonun değerleri
Boş bakıp boş görmenin ve doğayı gözlemlemenin önemini anlatan Çivici, balkonun bize kattığı değerler olarak organik, sağlıklı ve taze gıdayı, doğayla temas halinde olmayı, taze ve temiz havayı, geri dönüşüm olanaklarını, boş alanı değerlendirmeyi, çocuklarla iletişimi ve tüm bunları yaparak topluma faydalı örnek olmayı sıraladı. Ardından balkon bahçeciliğinin hangi ihtiyaç ve isteklere hizmet ettiğinden bahseden Çivici bu ihtiyaç ve istekleri şu başlıklar altında topladı: toprakla temas, doğadan aldığın eğitim, sosyalleşme, rehabilitasyon, dinlence, tasarruf, su hasadı, estetik, kendi gıdanı yetiştirmek, gölgelik yaratmak, alanı değerlendirmek, rüzgarı kırmak, şehrin gürültüsünü azaltmak ve geri dönüşüm.
Evde kompost yapımı
Balkon bahçesinde ihtiyaç olacak organik gübrenin elde edilmesi için evde kompost yapımının önemini vurgulayan Çivici katılımcılara üç kompost yöntemini anlattı: Soğuk kompost, sıcak kompost ve Bokashi yöntemi. Kompostun yararları olarak toprak yapısında iyileşme, topraktaki yararlı organizların çoğalması ve fonksiyonlarını sürdürmesi, toprağın mineral besin maddesi içeriğine katkısı, toprağın havalanması ve nem tutma kapasitesindeki artış ve toprağa uygulanan mikro ve makro besin elementlerinden bitkinin daha iyi ve uzun sürelerde faydalanmasının olduğu anlatılan eğitimde sıra solucan kompostu hazırlamanın işlenişine gelince katılımcılar arasında espriler yapılmaya başladı. Kompost yapımında çıkabilecek problemler ve daha etkin kompost yapımı için çözüm yollarından çeşitli örneklerle bahseden eğitmen daha sonra balkon bahçeciliğinde dilim analizini ve bu analizin önemini anlattı.
Didem Çivici
Balkonun dilim analizi Balkon bahçesi tasarımı yapmak için dikkat edilecek hususlar olan manzara, yön, rüzgar, gölge ve güneşin her balkonda farklı olmasından dolayı bütün bir günü gözlemlemek gerektiğini söyleyen Çivici, "Her şeyin getirisi ve götürüsü var" dedi. Örneğin rüzgar topraktaki nemi azaltırken aşırı olması toprağı kurutabilir. "Sarkıtma saksılar, rüzgarlı balkonlar için meyve ağaçları, PVC boru bahçesi, raflama ve duvar bahçesi sistemlerinin kullanılabileceği balkonun yüzde 10'unun çiçek olması böcekleri çeker ve zararlıları ulaştırır" diyen eğitmen, alan haritası çizmeyi, balkondaki giriş ve geçiş alanlarının belirlenmesini, bakı ve rüzgarın belirlenmesini, mekanı üç boyutlu ele almayı, sarılıcı bitkileri kullanmayı ve saksı derinliğini anlattı. Anlattıklarını örnek bir balon bahçesi tasarımı üzerinde gösteren Çivici katılımcıların sorularını cevapladıktan sonra eğitimi sonlandırdı. Haber: Hazal Sipahi Tür: Multimedya haber
İstanbul Permakültür Kolektifi'nin düzenlediği Nejat Pars ile Tohum Alma ve Saklama Atölyesi 14 Kasım 2015 Cumartesi Taksim'deki Ek Biç Ye İç'te gerçekleşti. 25 kişinin katıldığı ve 3 saat süren atölyede biyoçeşitlilikten tohumun döllenmesine, anaç seçiminden tohumların ekilmesine birçok konu başlığı vardı. Katılımın ücretsiz olduğu atölyenin eğitmeni Nejat Pars katılımcılara çam fıstığı tohumu armağan etti.
"Tohuma sadakat, geçmişe ve geleceğe sadakattir. Tohumu anlamak, varlık sebebimizi anlamak, bulunduğumuz noktada ne kadar zengin bir miras, ne kadar çok sorumluluk ve ne kadar umutlu bir gelecek olduğunu farketmektir. Her tohumun döngüsü, yaşam süresi ve bu sürede ürettiği yeni tohumlar bereketin, şifanın, iyiliğin ve iyileşmenin sırrını anlamamız için birer vesiledir yaşantımızda." Victor Anais Haber: Hazal Sipahi Tür: Video haber
Ekolojik, ekonomik ve hijyenik olma özellikleriyle menstrüel kap, kullan-at hijyenik ped ve tamponlara sürdürülebilir bir alternatif olarak öne çıkıyor. Türkiyeli kadınların menstrüel kaba yaklaşımları ise değişiklik gösteriyor. Kadınlar ergenlik dönemlerinden menapoz dönemine kadar her ay adet görüyor. Her ay ortalama 3-7 gün arasında süren adet kanaması boyunca kadınlar çok sayıda ped ve tampon kullanıyor ve bu ürünlere her ay ortalama 15 TL harcıyor. Bu gibi kullan-at menstrüasyon ürünlerinin içerdiği kimyasallardan dolayı sağlıklı olmadığı da bilinenler arasında. Kullan-at adet dönemi ürünlerine alternatif menstrüal kaplar hem sağlığa, hem doğaya hem de cebe zarar vermiyor.
Anna-Lena
Karen Kohen
Büşra Demircan
Menstrüel kap nedir? Kadınların adet dönemlerinde kullanmaları için yapılmış esnek silikondan huni şeklinde bir kap olan menstrüel kabın ömrü ortalama 5 yıl. Vajina içerisine yerleştirilen adet kabı dolduğunda kabın içerisindeki sıvı boşaltılıp kabın temiz sudan geçirilmesi gerekiyor ve temizlenen kap yeniden vajinaya yerleştiriliyor. Adet döneminin sonunda menstrüel kap kaynar suda bekletilip sterilize ediliyor. 2 yıldır menstrüel kap kullanan Anna-Lena (21) adet dönemi son bulduktan sonra kabın içine işeyerek temizleme işlemini gerçekleştirdiğini söylüyor. Yurtdışında uzun yıllardır kullanılan, Türkiye'de ise adı yeni duyulan ve satışı başlayan menstrüel kaptan çoğu kadının haberi bile yok. Kozmetik mağazasında çalışan Büşra Demircan (26) "Menstrüel kaptan şimdiye dek haberim yoktu. Kadın müşterilerimizden de böyle bir ürünü soran şimdiye dek olmamıştı. Kesinlikle denemek ve satışını da yapmak isterim" diyor ancak herkes menstrüel kap kullanımına Demircan kadar sıcak bakmıyor. Kaptan haberi olan ancak kabı kullanmayı düşünmediğini belirten Karen Kohen (31) "Kabı vajinaya yerleştirmeden önce ve sonra ellerini çok iyi dezenfekte etmelisin. Bunu her zaman her yerde yapabileceğimi düşünmüyorum. En azından ped kullanırken bunu düşünmek durumunda değilim" diye açıklıyor bu durumu.
Hijyenik tampon ve pedler
Kullan-at menstrüel ürünlerin zararları Bir kadının en hassas bölgelerinden olan vajina adet dönemi boyunca yabancı madde sayılan hijyenik ped ve tamponlarla temas halinde oluyor. Vajinayla temas halindeki bu maddeler ne kadar iyi bakılsa ve sık sık değiştirilse de bakteri oluşumuna neden olabiliyor. Vajinal flora adet dönemi boyunca bu yabancı maddelerin temasından dolayı değişime uğruyor ve kendine gelmesi zaman alıyor. Ayrıca kullanılan hijyenik ped ve tamponların doğaya karışması uzun yıllar sürüyor. Tüm bu süre boyunca kadınlar kullan-at ürünleri kullanmaya devam ederek doğaya daha da fazla atık bırakmaya devam ediyor. Bu noktada hem ekolojik hem de hijyenik oluşuyla menstrüel kaplar öne çıkıyor.
İlayda Tunca
Leyla Üstünkaya
Menstrüel kabın faydaları Farklı boy ve sertlikte seçenekleri olan menstrüel kapların en önemli özelliği en hijyenik alternatif oluşu. Vajinal floraya zarar vermeyen, vajinal mantar oluşumuna neden olmayan ve koku yapmayan kapların kullanıcıları adet sancılarının da azaldığını söylüyor. 6 aydır menstrüel kap kullanan Leyla Üstünkaya (26) "Özellikle sıcak aylarda pişik yaptığı için ped kullanmak çok sıkıntı veriyordu. Spiral kullandığımdan tampon da kullanamıyordum. Arkadaş tavsiyesiyle kullanmaya kabı kullanmaya başladım ve hiçbir sıkıntı yaşamıyorum. Tahriş olmadığım gibi ağrılarım da azaldı ve bir sürü çöp atmak durumunda da kalmıyorum" diye anlatıyor. Yılda ortalama 180 TL harcanan hijyenik tampon ve pedlere oranla fiyatı 80-120 TL arasında değişen ve ömrü 10 yıla kadar uzayan modellerinin de mevcut olduğu menstrüel kap en ekonomik seçenek olarak öne çıkıyor. İnternet üzerinden menstrüel kap sipariş eden İlayda Tunca (24) "Kabı kullanmak istememin en önemli iki nedeni hijyenik ve ekolojik oluşu" diyor ve ekliyor :"Düşününce hijyenik pedler ve tamponlar hem sağlığımızdan hem de zaten iyi davranmadığımız doğadan ne kadar çok çalıyor. Bunları düşündüğümde ekonomik oluşu tabii ki önemli ama bir sonraki planda kalıyor." Menstrüel kabın temini
Yasemin Rükun
Ped reklamlarının cirit attığı televizyonlarda menstrüel kap reklamlarını hiç görmüyoruz. Kap endüstrisinin hijyenik ped ve tampon endüstrisi ile yarışacak durumda olmayışı bunun nedeni olarak ortaya çıkıyor. Zaten uzun süreli kullanılan menstrüel kaplar sürdürülebilirliği ile tüketim kültürüne hizmet etmiyor. Menstrüel kabı şimdilik kozmetik mağazalarından ya da eczanelerden satın almak mümkün değil. Türkiye'deki bazı ekolojik köylerde satışı yapılan menstrüel kabın satışı internet üzerinden yapılıyor. 1 yıl önce menstrüel kap alan Yasemin Rükun (27) kadınları bu konu üzerinde düşünmeye davet ediyor: "Dedetepe Çiftliği'nde gönüllü olarak kaldığım dönemde kaptan haberim oldu. Kabı oradan aldım. İlk başta başka insanların kullandığı tuvaletlerde kabı nasıl temizleyeceğim diye düşünüyordum. Aslında bu o tuvaleti kullanan diğer kadınların da yaşadığı bir durum, yaşam döngümüzün bir parçası. Adet olmanın pis ve saklanması gereken bir şey olduğunu düşünmekten vazgeçmeliyiz." Haber: Hazal Sipahi Tür: Fotoğraflı haber yazısı
2006 yılının Haziran ayından bu yana Şişli'de kurulan %100 Ekolojik Pazar'da Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği yaptığı denetlemelerle alıcı ve satıcıyı bir araya getirmeyi amaçlıyor.
Konuşmacılar (sırasıyla): Müge Ran, Çetin Leblebiciler, Muzaffer Ukuş, Ali Özgür Karaoğlu, Ahmet Çelik, Hakan Akkuş
Iraz Candaş'ın eğitmenliğindeki 12 Saatlik Permakültüre Giriş kursuna 17-18 Ekim 2015 tarihlerinde Ankara'daki Şehirdeki Doğa ev sahipliği yaptı. 72 saatlik Permakültür Tasarımı eğitiminin özeti niteliğindeki kursta konu başlıkları; permakültür ilkeleri, saha tasarımı, örüntü kavrayışı, ev bahçesi tasarımı ve kent ve topluluk stratejileriydi.
Eğitmen Iraz Candaş kursa 13 Ekim 2015 tarihinde Ankara'da gerçekleşen patlamalarda hayatını kaybedenler için bir mum yakarak küçük bir anma ile başlamak istiyor. Kurs öğretmen, öğrenci, yeni bir hayat arayışında olan, emekli, başka bir hayat mümkün mü sorusunu soran ve de en önemlisi kendisi ve doğa için bir şeyler yapmak isteyen 18 kişinin katılımıyla patlamada ölenlerin anısına bir dakikalık sessizliğin ardından başlıyor.
Permakültüre Giriş kursunun katılımcıları
Kurs permakültürün dedesi olarak bilinen Bill Mollison'un ve permakültürle Iraz Candaş'ın nasıl kesiştiğinin hikayesi ile başladı. Permakültür Tasarımı aslında Bill Mollison tarafından 72 saatlik bir üniversite ders müfredatına uygun olarak hazırlansa da Mollison permakültür isminin patentini alıyor. Permakültürün ilke ve etiklerinin üniversite müfredatına girip aslını kaybedeceğinden çekinen Mollison'un bu tavrını eleştirenler de oluyor.
Permakültür kelimesini incelediğimizde permanent (direnen) ve cultura (insan işgali) kelimelerinin birleşiminden meydana geldiğini görüyoruz. Permakültür, sürdürülebilir tarım yöntemleriyle insanın evrendeki direnişini ve soyunun devam etmesini destekleyen bir sistem. Bunu yaparken de bazı ilkeleri benimsiyor: yeryüzüne özen gösterme, insanlara özen gösterme ve nüfus ve tüketime sınır getirme. Candaş burada sürdürülebilirliğin net bir tanımını yapmak gerektiğini vurguluyor: "Bir sistem en az ömrü boyunca bakımı, ömrünün sonunda da yenilenmesi için gereken enerjiyi üretebiliyorsa sürdürülebilirdir."
Doğal sistemlerin ilkeleri ise muazzam çeşitlilik, her şeyin başka şeylerde ilişki içinde olması ve hiçbir şeyin sonsuza kadar yaşamadığı. Yani bir canlı kaybedildiğinde o sistemin öğesi başka bir enerji oluyor ve böylece ardıllık süreci işlemeye devam ediyor. Doğal sistemin ve sürdürülebilirliğin işleyişi bu çeşitlilik ve ilişkiler yumağıyla mümkün oluyor.
Permakültür tasarımının ilkeleri Yeryüzüne ve insanlara özen gösteren, nüfusa ve tüketime sınır getiren bir sistemin tasarımının da 12 ilkesi var; doğayı gözlemlemek ve onunla etkileşime geçmek, enerji üretmek ve depolamak, verim sağlamak, öz denetim yapmak ve eleştiri kabul etmek, yenilenebilir kaynak ve hizmetleri kullanmak ve değerlendirmek, atık üretmemek, büyükten küçüğe doğru tasarlamak, ayırmak yerine birleştirmek, küçük ve yavaş çözümler üretmek, çeşitliliği kullanmak ve değerini bilmek, kenarları kullanmak ve farklı olana değer vermek ve değişime açık olarak onu en iyi şekilde değerlendirmek.
Eğitmen Iraz Candaş
Kursun gidişatı Candaş permakültürün ilkelerini anlatmaya başlamadan önce sınırlı kaynaklara sahip olan dünyada kendi pisliğimizde boğulmaya doğru gittiğimizin olumsuz kanıtlarını sunuyor ve bir şeyleri öngörmenin sorumluluğundan bahsediyor. Kırsalda yaşayan eğitmen her alandaki kirlilik, ormansızlaşma ve bilinçsiz tarımın neden olduğu toprak kaybı ile alakalı bilimsel dayanakların sunulmasının ardından bu konuyla alakalı olarak neler yapabileceğimizi anlatıyor. Temiz hava, temiz su, temiz-besleyici yiyecek, makul barınak ve ahenkli, ilişki ağlarıyla örülmüş dayanışmalı bir topluluk yaşamının herkesin temel hakları olduğunu vurgulayan Candaş paylaşım varsa hayatta kalınabileceğini savunuyor. Permakültür tasarım ilkelerine bağlı gıda üretimi, ev tasarımı, inşaat, enerji tasarrufu ve üretiminin kısaca anlatıldığı kursta permakültür çözümlerini destekleyecek alternatif iktisadi yapılanmalar ve çeşitli hukuki stratejilere de değiniliyor. Belki de en önemlisi Iraz Candaş, kurs katılımcılarına orman gibi düşünmeyi anlatmaya çalışıyor. 8 modülden oluşan ve iki gün süren kursun sonunda katılımcılara Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü onaylı sertifika veriliyor.
Şehirdeki Doğa'da gerçekleşen ders
Şehirdeki Doğa 12 Saatlik Permakültüre Giriş Kursu'na iki gün boyunca ev sahipliğini yapan Şehirdeki Doğa, ekolojik farkındalık ve koruma geliştirme amacıyla yola çıkan bir proje. Pratikte çok fazla doğada bulunamayan şehir insanının olduğu yerden uzaklaşması gerekmeden de doğayı sevebileceği, tanıyabileceği ve koruyabileceği yaklaşımını savunuyor. Projenin kurucusu Sinem Akat, bu amaçla başlattığı atölye ve çalışmaların amacının insanların doğayla kopan bağlarını onarmak olduğunu söylüyor. Haber: Hazal Sipahi Tür: Multimedya haber
Ne yapsak, nereye gitsek ardımızda bıraktığımız: Karbon ayak izi. Küresel ısınmaya adım adım daha da yaklaştığımız günlerde karbon ayak izimizi küçültmek için yapılacak bir sürü şey var.
Özellikle son günlerde internette, televizyonda, otobüste kısacası hemen her yerde karşımıza çıkıyor karbon ayak izi. Nedeni basit. Çünkü neredeyse her yaptığımız faaliyetin bir karbon ayak izi var. Karbon ayak izi antropojenik dediğimiz insani faaliyetleri gerçekleştirirken ortaya çıkan karbondioksit miktarının ve sera gazı etkisi yaratan gazların emisyonunun bıraktığı izdir. Bu birim cinsinden yapılan karbondioksit emisyonunun ölçümüne karbon ayak izi denilmesinin nedeni ise insanların anlamalarını kolaylaştırmak.
Karbon ayak izi yaşamın her alanında
Antropojenik faaliyetlerin çevreye verdiği zararın ölçüsü olan karbon ayak izi, doğrudan ve dolaylı olarak ikiye ayrılır. Doğrudan yani birincil karbon ayak izi birinci elden ortaya çıkardığımız karbondioksit emisyonudur; evlerimizde kullandığımız elektrik, su ve yakıtın ortaya çıkardığı karbondioksit emisyonu gibi. Dolaylı yani ikincil karbon ayak izi ise yaşamımızın her alanında kullandığımız malların imalatı, kullanımı ve doğaya bırakılmasıyla ortaya çıkan karbondioksit emisyonudur. Kişisel Karbon Ayak İzi
Ülkelerin ve şirketlerin yaptığı üretim ve ulaşım faaliyetlerinde ortaya çıkardığı karbondioksit emisyonu büyük ölçekli karbon ayak izidir. Bir de günlük hayatımızı idame ettirebilmek için yaptığımız faaliyetlerin karbondioksit salınımı var. Kişisel tüketimlerden orataya çıkan karbondioksit ve sera gazı emisyonlarına da kişisel karbon ayak izi deniyor. Günlük hayatınızda ısınmak için doğal gaz veya kömür kullanıyorsanız, bunların bir karbon ayak izi var. Elektrik kullanımınızın bir ayak izi var. Araba kullandığınız zaman, araba kullandığınız süreye, mesafeye ve yakıtın türüne göre arabanın motoru belli bir miktarda karbondioksit yaratır.
Yeşil aktivist Devin Bahçeci
'Kişisel Karbon Ayak İzi Rehberi' kitabının yazarı Devin Bahçeci kişisel karbon ayak izini dört ana başlıkta toplayabileceğimizi söylüyor: "Isınma, elektrik, ulaşım ve diğerleri dediğimiz beslenme gibi faaliyetlerden ortaya çıkan kişisel karbon ayak izi var." Kişisel karbon ayak izini küçültmenin önemine değinen Bahçeci önemle ekliyor: "Ama günümüzde karşılaştığımız karbon ayak izi sorunu, iklim değişikliğine neden olan bu sorun temelde ekonomik ve politik bir sorun. Yani siz ne kadar azaltırsanız eğer bunun azalması üzerine ekonomik ya da politik bir mücadele vermiyorsanız, yaşadığınız toplumu ve devleti bu konuda bir şeyler yapmaya zorlamıyorsanız bu sadece kişisel bir tatmin olarak kalır." Karda yürüyüp izini belli etmemek
Beslenme, barınma, ısınma, ulaşım, üretim, zaman kullanımı, giyim, temizlik ve atıklar konusunda kişisel karbon ayak izini küçültmekle alakalı yapılabilecek bir sürü şey var. Aslında karbon ayak izini azaltmakla alakalı nefes alırken bile yapabilecekler var. Nefes, beden sağlığıyla doğrudan alakalıdır ve bu konuda atılacak basit adımların aslında büyük etkileri vardır. Uyanık olunan süre boyunca vücut duruşu dik, esnek ve rahat haldeyken alınan bilinçli ve derin nefesle solunum kalitemizi arttırabiliriz. Farkındalıklı bir solunum sayesinde oksijen verimli kullanılacağından karbon ayak izi de küçülmüş olur.
Mevsiminde, yerli ve ambalajsız gıda
Yiyecek seçimleri, porsiyonu, bedeli, hazırlama ve saklama yöntemleri ve bunların bağlı olduğu döngülerinde karbon ayak izi var. Yenen içilen gıdanın yerli, ekolojik tarımla ve doğaya zarar vermeden üretilmiş olanını almak, ortaya çıkan atıkların kompostlanarak gübre olarak toprağa gömülmesi ve tek seferlik ambalajlar kullanmamak karbon ayak izini küçültecek pratiklerdendir. Yeşil aktivist Devin Bahçeci, "Kentler büyüdükçe kentlere gıdanın geldiği mesafe de artıyor. İstanbul'a Antalya'dan gelen domatesin bir karbon ayak izi var. Kent bahçeleri kurarak kendi domates, biberinizi yetiştirebilirsiniz. Diğer bir tarafı da tarımsal ürünlerin üretiminde kullanılan petrokimyasal gübreler. Muz yiyecekseniz mevsiminde yiyin. Ananas yemeyin derim çünkü Güney Amerika'dan ananasın buraya gelmesiyle sizin ananasa verdiğiniz paradan daha fazla bedeller doğadan harcanıyor" diyerek yerel ve ekolojik tarımın önemine dikkat çekiyor.
Türkiye'de enerji verimliliği meselesi henüz elektronik ve beyaz eşyalar üzerinden gündeme geliyor. Buzdolabınız artık kullanılamaz haldeyse ve mutlaka yeni bir buzdolabı olmak gerekiyorsa tercihinizi A+ enerjili bir üründen yaparak ve elektrik ampüllerini daha az enerji tüketen ampüllerle değiştirmek kişisel karbon karbon ayak izinizi küçültebilirsiniz. Ancak enerji verimliliği ile alakalı Türkiye'deki en büyük sıkıntı yapıların izolasyon sorunu. Kaliteli ısı yalıtımına sahip olmayan binaları ısıtmak için harcanan enerjinin çoğu boşa gidiyor. Daha korunaklı binalar yapmak bu konudaki karbon ayak izini önemli ölçüde azaltacaktır. İhtiyaç mı, lüks mü ?
Karbon ayak izi konusundaki diğer bir önemli mesele de günlük enerji tüketiminin ne kadarına gerçekten ihtiyaç olduğunun farkına varmak, ihtiyaç mı lüks mü ayrımını iyi yapabilmek. Ulaşımdan örnek verirsek, araç kullanmak yerine toplu taşıma ile ulaşımı sağlamak, sık sık uçmak yerine otobüse veya trene binmek, daha küçük motorlu araçları ya da elektrikli araçları tercih etmek kişisel karbon ayak izini önemli ölçüde ufaltacaktır. İhtiyaç odaklı bir yaşam sürdürülmüyorsa dünyanın sürdürülebilirliği de bundan payını alır. Tüketim maddiyat odaklı kazançlar üzerinden yapıldığı sürece doğa zarar görmeye devam ediyor ve bu zarardan da iklim değişikliği dediğimiz durum ortaya çıkıyor.
Ulaşımın karbon ayak izi
Sık sık kıyafet alışverişi yapmak o kıyafetin üretimi sırasında kullanılan enerjinin sorumluluğunu da aslında alıcısının omuzlarına bindiriyor. Talep olmadan arzın oluşmadığı günümüz ekonomisinde kıyafetleri mümkün olduğunca geri dönüştürerek uzun süre kullanmak bu noktada önemli hale geliyor. Tekstil sanayinde kıyafetlerin ucuzlaması birçok kişi için iyi görünse de pamukla üretilen kıyafetlerin sayısı gittikçe azalıyor ve tekstilde petrokimyasallar günden güne daha fazla kullanılıyor. Etiket üzerindeki maliyet alışverişin tek maliyeti olmuyor, en azından dünyanın doğal kaynakları açısından.
En azından internet üzerindeki hesap makinelerinden karbon ayak izinizi hesaplayıp, bu miktarı telafi edecek kadar ağaç dikmek bile bir adımdır. Daha az karbondioksit daha küçük ayak izi demektir.
Karbon ayak izi hesap makinası: http://karbonayakizi.com Haber: Hazal Sipahi Tür: Fotoğraflı haber yazısı